| |
|

|
Araştırma: Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (3)
|
|
Bilal ÜZÜM Araştırması Bütün Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (3)
Yok Edilme, Olmazsa Asimilasyon
Irkçıların ve dini gericilerin başarılı olmak için baş vurdukları yöntemlerden birisi, en doğruyu, en kutsalı kendilerinin temsil ettiklerini ve bu nedenle kutsal olduklarını kabul ettirmektir. Bunun için de her yol mubahtır. Barışçıl, zor ve ya her ikisi denenebilir.
Fakat bu kendi başına yeterli değildir. Başarı için önemli olan kendinden önce var olan ve halkın değer verdiği bilgileri yok etmektir. Ancak bilgisizliğini, o şekilde örtebilir ve cehalet üzerinde taht kurabilirler. Bilgiden, aydınlıktan söz konusu olan Anadolu ise, bu daha da gereklidir. Çünkü ilk filozof, ilk kitap yazan, ilk tarihçi, ilk tıp mucidi, ilk ozan, ilk parayı icat eden, dünyada ilk baraj kuran ve tarımın verimini artırma yolunu deneyen, ilk gönüllü birlikteliği kuran (Etiler) ve son kadın devleti (amazonlar) egemenliğinin anayurdu ve ilk kitaplık (Bergama) kitaplığı Anadolu’dadır.
|
|
Eklenme-Tarihi: 30.08.2009 Saat: 02:18 | 643 kere okundu | (Devamı... | 36177 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (2)
|
|
Bilal ÜZÜM Araştırması Bütün Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (2)
Anadolu Alevisi Arap Alevisi Değildir
Anadolu nun geçmişinde tanrı doğa ayrımı pek göze çarpmaz. İkisini bir görür. Hatta daha ileri gider, insan konuşan tanrıdır der. Yalınız Anadolu da değil, eski çağda İ.Ö. üç bin yıllarında yaşadığına inanılan Hermes ( ilk kalemle yazı yazan, ilk iğne ile elbise diken) kişi unvanıyla anılır. En önemli deyimi, tanrı ölümsüz insan, insan ölümlü tanrıdır, deyimi günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca, Anadolu düşüncesine pek ters düşmeyen önermelerinin olduğu da öne sürülür.
Zaten bakış açısı olarak insan odaklıdır. Ne var ki, Yunan mitolojisi onu da tanrı olarak aşırmış, olyumpus tanrılarının içine katmış ve Zeus’un habercisi yapmıştır.
|
|
Eklenme-Tarihi: 30.07.2009 Saat: 16:11 | 1927 kere okundu | (Devamı... | 20094 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (1)
|
|
Bilal ÜZÜM Kaleminden Bütün Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (1)
Burada Aleviliğin bir inanç olduğunu tartışmak yanlış olur mu, bilmem . Sözünü ettiğimiz Anadolu Aleviliği ise, o zaman üzerinde düşünmeye değer. İsteyen inanç der, isteyen yaşam biçimi der. İsteyen kültür der. Anadolu nun 12 bin yıllık düşünce ve sanat tarihi olduğunu düşünürsek ve bu tarihe damgasını vuran Anadolu nun örf, adet ve gelenekleri ise, üzerinde düşünmeyi hak ediyor demektir.
Her şeyden önce Anadolu düşüncesi evrenseldir. Evrensel olarak ifade edilen hiçbir şeyin karşısında değil, bizzat içindedir. Bilim, sanat, kültür, müzik, insan hak ve özgürlükleri, demokrasi, emek, kadın erkek eşitliği, ile beraber yaşayan tüm canlıların yaşatılması (çevresel yaşam) bunlar evrenseldir.
|
|
Eklenme-Tarihi: 12.07.2009 Saat: 00:12 | 755 kere okundu | (Devamı... | 21272 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (5) SON BÖLÜM
|
|
Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (5) SON BÖLÜM
İki bin yıla yakın bir zamandan bu yana Anadolu’da ve Balkanlar’da aralıksız devam eden ve bir kanlı miras olarak Bizanslılar’dan, Selçuklular’a, Selçuklular’dan Osmanlılar’a ve oradan günümüz Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal eden Alevi düşmanlığı ve Alevi katliamları şöyle ve ya böyle sebeblerle sürmüştür. Alevi ocakların, dergahların ve asıl Alevi, halkın bertaraf edilmediği, Aleviden korktukları endişe ettikleri görülmüştür.
Aleviler önceleri Hıristiyanların katline uğramış, onların yerini Osmanlıler alınca, Osmanlılarca soykırıma uğramışlar. Oysaki Anadolu’ye Alevilerin yardımlariyle yerleşmişler. Kurucusu Osman Bey, Alevi Mürşidi Şeyh Edibali’nin kızını almış ve Alevilerin himayesiyle beylik kurmuş ve yine Alevilerin yardımlariyle beyliklerini genişletmişlerdir.
Sefaviler’in Aleviler’in üzerinde sinsi faaliyetleri vardı. Şah İsmail İran’da “Buyruk” adıyla
|
|
Eklenme-Tarihi: 16.03.2009 Saat: 20:36 | 640 kere okundu | (Devamı... | 15160 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (4)
|
|
Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (4)
Alevilikte, eline, beline, diline sahib olma dürtüsü, Anadolu’ya İslamlık gelmeden önce varmış. Dede, yola giren evli iki çifte uygularmış.
İlk mührü, ağzın üstüne konurmuş. Bundan sonra topluluğun sırlarını sakla. Yalan, kötü söz söyleme. İftira etme diye. İkinci mührü talibin ellerinin üzerine koyar. Kimseyi öldürme, hiç bir canlıya zarar verme, başkasının malına izinsiz el uzatma... Üçüncü mührü talibin belin üzerine koyar. Eşine sadık ol, yuva yıkma, harama el uzatma... Bu talip adayları halkın huzurunda söz verirler. Sonradan cana kıyan, hırsızlık eden, birden fazla kadınla evlenen, zina yapan olursa DÜŞKÜN sayılır. Affı yoktur. Yalan söyleyen, kavga eden ise MÜŞKÜL sayılır. Af yolu vardır.
Alevilik 4.yüzyıldan bu yana Luvilerin inanışıydı. ANAERKİL yaşamın Kadın Ana’lar tarafından yönetiliyordu. Küçük Dergâh-Devlet oluşumları vardı. En büyük Devletleri Danişmentlilerdi. Sonradan yıkılmış olmasına karşın Alevi ocakları yaşamlarını sürdürdü.
|
|
Eklenme-Tarihi: 01.03.2009 Saat: 19:12 | 889 kere okundu | (Devamı... | 18469 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (3)
|
|
Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (3) Alevilerin Dergah-Devletçikleri (Işıklı şehirleri)
M.S. Birinci yüzyılda yaşamış Amasya’lı ünlü coğrafyacı Strabon’un gezi notlarına göre: Dergah-Devletlerin Birinci yüzyıla kadar varlıklarını ve güçlerini koruyabilmişler.
Kapadokya Koması
Maraş – Elbitan’ın batısında, Tufanbeyli ilçesinin kuzeyinde, Şarlak köy sınırları içinde kurulmuş. Bugün harabelerı bulunan bir eski çağ şehridir.
Bu dergahta, “İereous (pir) mabedin ve hizmetlilerin ruhani başkanıdır. Ben orada konuk olduğum zaman bunların sayıları, kadın erkek karışık altı binden fazlaydı. Ayrıca mabedin geliri, Pirler tarafından kullanılan önemli bir arazisı vardı.”
Bu dergah, Maraş, Akçadağ, Elbistan, Pazarcık ve Tufanbeyli arazilerini içine alan geniş topraklarda bugün, Alevi ocak ve Aşiretlerden olan Sinemilliler, Alhaslar ve Kürecikler yaşıyor. (Strabon, Geographica X11, 2/3).
|
|
Eklenme-Tarihi: 21.02.2009 Saat: 00:46 | 732 kere okundu | (Devamı... | 15192 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (2) Ali ERDOĞAN
|
|
Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (2) Ali ERDOĞAN Kaleminden
Hristiyanlardan görülen zalimlikler:
Işık İnsanları (Aleviler), tanrıyı insanda görme, öbür dünya yalanına inanmamışlar. Sevgiyi dünyanın merkezine koymuşlar. Olgun insan olmayı amaçlamışlar. Paylaşımcı, cinsiyet arası ayrımcılığı görmeyip eşitçiliği ön pılana almışlar. Her millete kardeş gözüyle bakmışlar.
Anadolu’yu Hıristiyanlar egemenliği altına alınca, yerlı halklara, Alevi’lere baskı yapmışlar. Hıristiyanlığı kabul etmeyenlerin diz arkasındaki iki tendoru(siniri) kesiyorlarmış, belli olsun diye. Ayrıca alınlarını tilki işaretiyle dağlıyorlarmış. Çocuklarını ellerınden alınarak kiliselerde Hıristiyanlaştırıyorlarmış.
Aleviler tarih boyunca çok zalimlik gördüler. İlk defa (582-602) yıllarında Hıristiyanlar tarafında Kıbrıs’a, sonraları Sicilya’ye, Kuzey İtalya’ye sürüldüler.
|
|
Eklenme-Tarihi: 16.02.2009 Saat: 23:16 | 742 kere okundu | (Devamı... | 8990 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (1)
|
|
Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (1) Ali ERDOĞAN Kaleminden
Sevgili okurlar, elime araştırmacı yazar ERDOĞAN ÇINAR’ın “ALEVİLERİN KÖKLERİ ABDAL MUSA’nın SIRLARI” adlı eseri geçti. Bu eserde öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Şayet bir hata yaparsam, sayın Çınar’ın düzelteceğini umuyorum.
Düne dek Alevilikle ilgili öğrendiklerimiz, “resmi yalanlar” olduklarını görüyoruz. Egemenlerin tarihi olduğunu, gerçekleri gözden kaçırmak için dizayn edilen gerçek dışı görüşlerdir. Burda oynanan oyun Aleviler, katillerine aşık edilmiştir.
Karlar erimeye yeni başlamışken, kuşlar ilk yumurtalarını vermeden, kuzular ana rahmine düşmeden, tohumlar toprağa karışmadan, Anadolu’da, Mezapotamya’da ve Balkanlar’da tüm Alevi köyleri doğanın uyanışı ve onbin yıldan beri sürdürdükleri Newroz bayramı ile hoşgeldin derlermiş.
|
|
Eklenme-Tarihi: 26.01.2009 Saat: 01:31 | 888 kere okundu | (Devamı... | 12627 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Yazar Mehmet TEKER'den Alhas (alxas) Aşireti Üzerine
|
|
Kürt Tarihinde Alhas (Hormek) Aşireti adlı Kitap Yazarı Mehmet TEKER'den Alhas (alxas) Aşireti hakkında Bilgi:
Öncelikle siteniz alxas.net / alhassitesi.com çalışmalarıyla ilgili gayretinize candan teşekkür ederek konuya girmek istiyorum.
Alhas aşireti hakkında yazmış olduğum kitabın giriş bölümünde de açıkladığım gibi bu yeni bir araştırmadır. Mutlaka eksik ve ulaşmadığımız kaynaklar olabilir, ancak benim ulaştığım kaynaklarla siteniz aracılığı ile çeşitli araştırmacı arkadaşlarımın savları arasında ufak tefek uyumsuzluklar vardır. Bunu ben bir zenginlik olarak kabul ediyorum. Örneğin Alhas''ların Berazi aşiretinden geldiği savı doğru değildir.
Berazi Aşireti içinde hala yaşayan Alhasların Pijan, pircan, Bican kabilesi Urfa Suruç, Birecik ve bozova da yaşayan kolları mevcuttur. Berazi aşireti vardır ama o yörede Berazi aşiretler ismi ile yaşıyan aşiretler topluluğudur. Örneğin Dünayinler gibi v.s Aslında o bölgeye berazi ismi arapça bataklık manasına kulanılmış. Bu bataklıkta çokça domuz yaşıyormuş Arapça domuza da berazi denildiği içindir ki
|
|
Eklenme-Tarihi: 10.01.2009 Saat: 00:37 | 1359 kere okundu | (Devamı... | 7256 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Kurban ve Kurban yapmanın Kökeni, Adet haline gelişi
|
|
Kurban, tek tanrılı inançların dediği gibi HZ. İbrahim’in adak adayıp ilk oğlu İsmail’i tanrıya kurban etmek üzere iken tanrı tarafında bir koç gönderilip kurban geleneğini başlatması değildir. Kesin olmamakla beraber, Hz. İbrahim Babiller, ya da Asur imparatorluğu döneminde yaşadığı sanılıyor.
Nerden bakarsanız bakın, üç bin yıldan daha uzun bir zaman öncedir. Kaldı ki, HZ. İbrahim, tek tanrılı dinlerden önce yaşamıştı ve kurban geleneği de çok daha eskiden o döneme kalan bir mirastı. İbrahim’in dini, ne Musevilikti, ne İsevilikti, nede Müslümanlıktı. İbrahim in dini Sabilikti. Yani yıldız kültüydü. Aya, güneşe, yıldızlara tapardı. Öyleyse hz. İbrahim kimin atasıydı?
Museviliğin iddiası, İbrahim İsmail, ishak, Musa, ve Musa dan sonraki İsrail asıllı peygamberlerin İsa dahil, atasıdır. İbrani ve İsrail ismi İbrahim den gelmektedir.
|
|
Eklenme-Tarihi: 14.12.2008 Saat: 16:12 | 722 kere okundu | (Devamı... | 10479 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Duyarlı Dost Yılmaz Gümüş'den Gelen bir Yazı
|
|
Sizi en içten ve samimi duygularımla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum. Ben Yılmaz Gümüş (Beştepe köyündenim) Sanırım sitenin kuruluş amaçlarından biride daha fazla (alxas) alhaslı’ya ve akrabalık, dostluk ve gelenek-görenek ilişkimiz olan komşu aşiretlere ulaşıp akrabalık ve sosyal ilişkilerimizi geliştirmekti. Bu görevi layıkıyla yaptığınıza emin olabilirsiniz.
Benim bu sitede en çok zevk alarak yaptığım şey yapmış olduğunuz köken ve tarih araştırmalarını okumaktır. Sizlerden öğrendiğimiz o kadar çok şey var ki; onlardan biride daha fazla okuma ve Araştırma gereği duyma hissiyatımız. demek istediğim; Bu site için bizler ne yapabiliriz sorusunu bir çok insana nakzettiniz, Ben de onlardan biriyim. Bu araştırmalarım sonucu elde ettiğim bir veriyi sizinle paylaşmak istiyorum.
|
|
Eklenme-Tarihi: 27.11.2008 Saat: 00:42 | 608 kere okundu | (Devamı... | 4772 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Şeyh Said İsyanın bilinmeyen yönleri
|
|
Değerli Yazarımız Ali ERDOĞAN'dan bir araştırma Şey Said İsyanın bilinmeyen yönleri!
“Ben Diyarbekir surları önünde öldüm!” Şeyh Said
Hepimizin bildiği, bu güne dek, tarihe geçen 29 Kürd isyanı olmuş. Bunlar arasında bence en önemlı olanları: Dersim, Şeyh Said ve 25 yıldır devam eden PKK ayaklanmasıdır.
Şeyh Said isyanını, okullarda bizlere, gerici bir ayaklanma olduğunu öğretmışlardı. Şeyh Said’ın tutucu bir şeyh olduğunu ve dini esaslara dayalı bir devlet kurmak istediğini beynimize yerleştirmeye çalışmışlardı. Bu olayı anlatırlarken Kürd kelimesi asla geçmiyordu. O günlerde biz Alevi’ler üzerinde istenilen etkiyi bıraktığını söyliyebilirim.
Bir Alevi dostum, Fransa’dan bana bir kitap getirdi. Kitabın ismi: “NİŞANCI”. Metin AKTAŞ kaleme almış. 448 sayfa.
Bu kitap bilgi daracığımı ters yüz etti diyebilirim. Daha önce bazı kuşkularım vardı. Ayaklanmayı yöneten Şeyh Said’i öldürtmek için, bir ALBAY ve satılmış HASAN ağa ile
|
|
Eklenme-Tarihi: 21.11.2008 Saat: 20:01 | 953 kere okundu | (Devamı... | 11940 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Bölgemizde yok olan bir gelenek Dövme Kültürüne ilişkin
|
|
Bölgemizden Ninelerimizden gördüğümüz Eski bir Adet Dövme Kültürüne ilişkin
İşaretler iletişimin kıvrak dansıdır. Söz yoktur, anlam görsel olarak taşınır. Bazen bir mahkumiyeti, bazen bir asaleti, bazense aşkı anlatır. İşaret söyleyenin ne kadar üzerinde ise anlatım o kadar güçlenir. Hele beden üzerine işlenmişse sözcükler kifayetsiz kalır.
Dövme, işaret dilinin önemli bir parçasıdır. İlk dövme kültürünün hangi uygarlığa ait olduğunu bilmek imkânsız. Nerede insanoğlu varsa orada dövme de ortaya çıkmış. Ama Okyanusya bölgesinde yaşayan kültürlerde dövme daha bir yaygınlık gösteriyor.
Avrupa'da bulunan ve MÖ 3300 yılında yaşadığı sanılan Ötzi Buz Adam'ın bedeninde de dövme izlerine rastlandı. Altay Türklerine ait üç mumyada da
|
|
Eklenme-Tarihi: 18.07.2008 Saat: 00:05 | 4174 kere okundu | (Devamı... | 23838 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Kahramanmaraş ve İlçelerindeki Aşiretler ve İlgili Notlar
|
|
Kahramanmaraş ilçelerindeki Aşiretler ve İlgili Notlar
Jandarma Genel Komutanlığı’nca 1970’li yıllarda hazırlanan Kürt Aşiretleri’ne ilişkin gizli raporun 60-62. Sayfalarında yer alan bu dökümün içinde yer aldığı Raporun tamamı daha sonra Kaynak Yayınları’nca 1998’de « Aşiretler Raporu » adıyla yayımlanmıştır.
Alhaslı: Aşiretin (veya kabilenin) Adı: Alhaslı Nüfusu: 3876 Dili: Kürtçe (Kırmanç) Mezhebi: Alevi-kızılbaş
Reisi ya da ileri geleninin adı ve soyadı, varsa lakabı, genellikle oturduğu yer:
1- Oğuz Söğütlü, Elbistan İlçe Merkezi;
2- Hasan Erdoğan
3- Hüseyin Doğan, Sevdili Köyü.
Oturduğu ya da konakladığı yerler Elbistan İlçesi, Sevdili, Topallı, Gözecik, Toprakhisar, Yalakköy, Yoğunsöğüt, Yalıntaş, Beştepe ve Aksakal köyleri.
DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ
|
|
Eklenme-Tarihi: 28.06.2008 Saat: 01:51 | 3906 kere okundu | (Devamı... | 41279 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Aşk Nedir ?
|
|
Köşe Yazarımız Endar Can Kayıhan’dan güzel bir kişisel gelişim makalesi
Aşk hayatin tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette, Askı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık almaz’’âşık olmak insanın bilincini iradesini ve yargılama yetisini askıya alır kişinin. Gerçek aşkın ve sevginin derinliğini kavramak her şeyden önce kendimizi bilmekten tanımaktan geçer.
Sorularla varmamız lazım bu tanıma sürecine. İnsan nedir? sorusuna yada, Yaşamın amacı nedir? gibi sorulara ne kadar yanıt bulabiliriz? Yoksa canlı kalmak için mi yaşıyoruz? Gerçek aşkı ve sevgiyi bilmek anlatmak, kendimizi tanımakla eş değerdir.
|
|
Eklenme-Tarihi: 03.05.2008 Saat: 17:44 | 781 kere okundu | (Devamı... | 12295 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: 1 Mayıs Kökeni ve Türkiyedeki 1 Mayıs Kronolojisi
|
|
1880'li yıllar, ağırlıklı olarak kol emeğinin kullanıldığı ve çalışma şartlarının çok kötü olduğu yıllardı. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırılması ve 14–15 saate kadar varan iş günleri söz konusuydu.
Şirketler eşi görülmemiş bir hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar.
1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu "8 saatlik iş günü" mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti.
|
|
Eklenme-Tarihi: 25.04.2008 Saat: 23:50 | 903 kere okundu | (Devamı... | 9457 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: İBO ZERZE'nin; Alhas (alxas) Aşiretinin Yerleşmesi, Büyümesi ve Bugünü SON BÖLÜM
|
|
Yöremizden Değerli Abimiz İBO ZERZE'nin Kendi İmkanlarıyla Yaptığı ve Bizimle Paylaştığı Araştırma Dizisi SON BÖLÜM- ALHASLI KÖYÜNÜ TERK EDİYOR
Her yolun bir yokuşu olduğu gibi bir de inişi vardır. Alhaslı toplumunun da bir kabuk değiştirme zamanı gelmiştir. 1950’li yılların başından günümüze kadar devam eden göç hala sürüyor.
Göçler 1950’lerde başladı ve 70 ve 80’li yıllarda daha yoğun oldu. İlk zamanlar Çukurova civarları, Adana, Mersin, Hatay, İskenderun, Ceyhan, Kadirli, Gaziantep, İslâhiye ve bir kısmı da Ankara’ya yerleşti. Kimi seyyar satıcılık, kimi fabrika işçiliği, kimi de tarlada ırgatlık etti.
Hepsi bir lokma ekmek peşinde koştu, hepimiz koştuk. Ogün bugündür bu yolculuk bitmedi ve bitmeyecek. İnsanlar her gün teknolojinin yeni ürünlerini gördükçe iştahları daha da kabardı. Yolculuklar Anadolu sınırlarını aşarak İstanbul’a ve Avrupa devletlerine sıçradı.
Avrupa’nın cazibesi bizi tamamen yerimizden vatanımızdan kopardı.
|
|
Eklenme-Tarihi: 27.03.2008 Saat: 16:07 | 785 kere okundu | (Devamı... | 15960 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Alhaslı Aşiretinin Tarihçesi (Kemal ALHASLIOĞLU Kaleminden)
|
|
Avukat Kemal Alhaslıoğlu'nun Araştırması ALHASLI AŞİRETİ’NİN TARİHÇESİ
Alhaslı aşiretinin Barazi olduğu, Siverek’ten Elbistan’ın Sevdilli Büyükköy’e (Gundigır) ve Arga’nın Harınuşağı köyleri sınırlarına takriben 150–200 yıl önce yerleştiği bilinmektedir. Halen Siverek ilçesinin Bucak bölgesi içinde “Alhas” adlı bir köy bulunmaktadır.
Elbistan Alhas köyleri ise Sevdilli (mezraları Han, Pasolar, Digır, Kamolar, Maltoplar, Dangolar ve Gölpınar), Yalak, Beştepe (mezrası Şerefli), Kösolar, Aktil (mezraları Kocapınar ve Serçekuyusu), Yenisöğüt (mezrası Karakuyu), Toprakhisar, Yapılıpınar, Yazı ve Deretopallı’dır.
Ayrıca bu köylerden zamanla Arguvan ilçesi Atma aşireti içerisindeki Alhasuşağı köyü, Hekimhan ilçesi Hacılar ve Dereköy, Gürün ilçesi Alacamezar, Yuva, Yaylacık, Sarız ilçesi Söbeçimen ve Örtülü ve Elbistan’ın Körücek, Afşin’in Berçenek ve Çomu köylerinde yoğun olarak Alhas’lılar yaşamaktadır. DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ
|
|
Eklenme-Tarihi: 13.03.2008 Saat: 13:26 | 3241 kere okundu | (Devamı... | 15350 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: 1961 Sevdilli Köyünden Çıkarılan Aslan Taşı
|
|
Elbistan Sevdilli köyünün üst kısmanda bulunan bu höyüğün, geçmişi Hititler, hatta son arkeolojik değerlere bakılırsa Hattiler dönemine kadar uzanmaktadır ve bu höyükten şimdi Kahramanmaraş Müzesi’nde bulun Maraş Hitit Aslanı adıyla kayıtlara geçerken aslan heykeli Sevdilli köyünden bulunmuştur.
(M.Ö 800 – 900) Hititler dönemine ait olduğu bilinmektedir. Höyük İTÇ (İlk tunç Çağ) dönemine tarihlenmektedir. Burası da kültür talancıları tarafından yağmalanmış olup, ciddi bir arkeolojik çalışma maalesef yapılmamıştır. Bu höyük de bir süre sonra tarihin sayfaları arasında, içinde barındırdığı o kıymetli bilgilerle birlikte unutulup gidecektir.
|
|
Eklenme-Tarihi: 27.02.2008 Saat: 15:42 | 1446 kere okundu | (Devamı... | 7294 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Aşure ve Kerbela olayı ile Aleviliğin bağlantısı
|
|
Alevilerde Aşure yemeği tanrısal yaratılışa şükran borcu yerine getirmek için yapılan bir sunaktır.
Günümüzden binlerce yıl öncesine dayanır. Aşure yemeğinin Kerbela olayıyla bağlantısı doğrudan olmayıp dolaylıdır. Aşure sözcük anlamıyla, günün aşı anlamında olup, Yukarı Mezopotamya ve Aryen Halklarının dili ile üretilmiş, emekleriyle anlam kazanmış, kültürleriyle dokunmuş geleneksel tarihi bir şükran yemeğidir.
Tarihi kökleri, M.Ö. 3000 yıllarına dek uzanmaktadır. Güneş Baba, Toprak Ana için şükran borcu olarak feda edilen ve üretilen ürünlerin tamamından alınan parçalarla pişirilen bu aş. İsa’dan 3000 yıl öncesinden başlattığı tarihi yolculuğunda, söz konusu halklar için, her önemli tarihi durakta yeni anlamlar kazanmış
|
|
Eklenme-Tarihi: 22.01.2008 Saat: 15:41 | 742 kere okundu | (Devamı... | 6328 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: İBO ZERZE'nin; Alhas (alxas) Aşiretinin Yerleşmesi, Büyümesi ve Bugünü -2
|
|
Yöremizden Değerli Abimiz İBO ZERZE'nin Kendi İmkanlarıyla Yaptığı ve Bizimle Paylaştığı Araştırma Dizisi 2.Bölümün Alt başlıkları: *Alhas'ın Kabine Halinde Bölünmesi, *Alhas'ın Şehirle ve Ticaretle Tanışması.
ALHAS’IN KABİLE HALİNDE BÖLÜNMESİ
Alhas’ın Digır’a yerleşmesinden en son bir metre karelik yeri zapt etmesine kadar olan uzun süre boyunca aşirette birlik ve beraberlik kusursuz devam eder. Ne zaman ki dağda av biter, komşudan av kapmaya başlar. Yani kazanmada mükemmel ama paylaşımda bencildirler, adil bir bölüşme yapmazlar. Bir nevi şimdiki mafya misali gücü yeten hep bana veya çoğu bana der. Alhas on iki kabiledir. Arazi paylaşımı göz önüne alınırsa hiçbir uyum görülmüyor. Gücü yetenler malı almışlardır.
Kabileler içinde yine birbirini ezen ezenedir. Kimine bugünde o zamanda arazinin en iyi yeri ve en çoğu, küçük kardeşe veya ağzı var dili yok olana hiç bir şey ya da dağdaki filanca parça verilmiştir. Dünyada olduğu gibi Alhas’lı aşiretinde de kavgalar hep çıkar çatışması sonucu yaşanmıştır.
|
|
Eklenme-Tarihi: 07.01.2008 Saat: 12:48 | 1049 kere okundu | (Devamı... | 21008 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Alevilerde Kırklar Cemi (2.BÖLÜM) Ali Erdoğan Araştırması
|
|
Köşe Yazarımız Ali ERDOĞAN'dan Araştırma Dizisi- 2.Bölüm
Alevilerde Kırklar Cemi (2) Bazıları, Mekkedeki Muhammet’in taraftarları kırk kişiyi bile Kırklar Cemi’ne katmaya çalışırlar. Kırklar Cemi, görüldüğü gibi, anlatıldığı gibi değildir.
“Tahtacı Aleviler, ölü için üç kat kefen hazırlanır. İlkine “yakasız gömlek” denir. Ortası delik, ölünün başından geçirilir. Diz kapaklarına değin kaplar. Gömlek ölenin cinsel organlarını da kapattığından, bu gömleğe “sır örtüsü ( sırgömleği)” adı verilir. Kalan iki kefen boydan ve enden tümden kaplar ölüyü. ( İsmail Engin, http:tahtaciler.com) ve (Ünsal Öztürk, Damlanın İçindeki Gerçek Alevilerin Büyük Sırrı,s.235)
Bu tezı doğrular mahayette bir deyim var halk arasında: “Eğer nasip olsa bir top bezin var, üç kattan ziyade saramazsın ha” denir.
|
|
Eklenme-Tarihi: 19.12.2007 Saat: 12:40 | 903 kere okundu | (Devamı... | 10482 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Alevilerde Kırklar Cemi (1) Ali Erdoğan Araştırması
|
|
Köşe Yazarımız Ali ERDOĞAN'dan Yeni Bir Araştırma Dizisi
Alevilerde Kırklar Cemi (1) Bazı görüşlere göre Aleviliğin Kırklar Cemiyle başladığını ve ya Kırklar Cemi’n, Aleviliğin esası olduğunu söylerler. Bir şeyin doğru olduğuna inanılması için, onu doğruluyacak kaynakların olması gerekmez mı?
Öncelikle Cem’i kısaca tanımlayalım: Cem’sız Alevilik düşünülemez. Cem, Dedelerin denetiminde, kadınla erkeklerin birlikte yaptıkları bir ibadet şeklidir. Saz çalınır. Zakirler tarafından beyitler söylenir, bu esnada Semah dönülür. Cem’in kendine has kural ve kaidelerı vardır.
Birçok araştırmacı yazara göre, Kırklar Cemi değişik yorumlanmakta ve anlatılmakta:
|
|
Eklenme-Tarihi: 10.12.2007 Saat: 15:08 | 1274 kere okundu | (Devamı... | 13234 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: İBO ZERZE'nin Kaleminden;Alhas (alxas) Aşiretinin Yerleşmesi, Büyümesi ve Bugünü
|
|
Yöremizden Değerli Abimiz İBO ZERZE'nin Kendi İmkanlarıyla Yaptığı ve Bizimle paylaştığı Araştırma Dizisi 1.Bölümün Alt başlıkları: *Alhas diğer köyler kuruyor, *Alhas bir aşiret oluyor.
ALHAS AŞİRETİNİN YERLEŞMESİ, BÜYÜMESİ VE BUGÜNÜ
Alhas aşireti ile ilgili kesin bir yazı olmaması nedeniyle net bilgi yoktur ama insanların köy kültürü ile kendi aralarındaki rivayetlerin verdiği ipuçlarına göre tahminen 320 ile 370 yıl önce malcılık-hayvancılık- yapan bir veya birkaç ailedir. Kışın Çukurova civarlarına gider yazında Binboğa, Nurhak, Akçadağ ve Elbistan Yaylalarına hayvanlarını otlatmaya gelir.
Elbistan civarını çok iyi bilir. Birkaç sene şu an ismi Büyükköy (eski ismi Digır) olan yere gelip gerek para ile gerek bedava hayvanlarını otlatır. Fakat bu gezgincilikten usanır, yerleşik bir düzen kurmak ister. Bu da tabiî ki kolay bir iş değildir. Aynı tarihlerde Digır’da yani Büyükköy’de daha önce orada ikamet eden KIZIK isminde birkaç aile, küçük bir köy toplumu vardır.
|
|
Eklenme-Tarihi: 27.11.2007 Saat: 14:43 | 2413 kere okundu | (Devamı... | 27816 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Hüseyin ALDOĞAN Araştırması Melüli ve Alevilik, Bektaşilik (2.Bölüm)
|
Araştırmacı Hüseyin ALDOĞAN'dan Bir Araştırma Dizisi Melüli ve Alevilik, Bektaşilik - Alevilik Anlayışı 2.BÖLÜM
X. ve XI. yüzyılda İslamiyet’i kabul eden Türkler iki gruba ayrılıyorlar. Lakin İslamiyet’i kabul etmeyen bir de göçebe Şaman Türkler vardı. İslamiyet’i kabul edenler de yaşam biçimleri ve ekonomik yapıları nedeniyle ikiye ayrılıyorlardı. Kendi aralarında da uzun yıllar süren bir çekişme yaşadılar. Bunlar yerleşik Türkler ve göçebe İslam Türklerdir. Yerleşik Türkler Selçuklulardır. Selçuklular Abbasi halifesinin iktidar, toprak ve büyük toprak vaadiyle halife yanlısı oldular.
Türkçe’yi bırakarak Farsça’yı resmi dil olarak kabul etmişlerdir. Din olarak da İslam ve Sünni’dirler (4). İşe halifeliği koruyarak başlarlar. Ali taraftarı Türkmen göçebelerin faaliyetlerine ise karşı koyarlar. Bu dönem Selçukluların İran’a akınları dönemine rastlar (985). Oysa Türklerin İslam düşüncesiyle tanışmaları 642 yıllarına dayanmaktadır. Emeviler ve Abbasiler Türk ülkelerine talan ve saldırı yaparlar.
|
|
Eklenme-Tarihi: 21.11.2007 Saat: 22:17 | 1765 kere okundu | (Devamı... | 45419 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Gelenek & Görenekler: Koç katımı (nêrîbaran)
|
|
Nesillerden beri yaşayan bu gelenek ve adetlerimiz günümüzde de varlığını korumaktadır. İnsanlarımızın dış Ülkelere ve yurt içi göçüyle birlikte yöremizdeki sürü sayılarında azalma olmasına rağmen; koç katımı törenleri hala köylerimizde devam ettirilmektedir.
Bir toplumda bireyler arası sosyal dengenin sağlanmasında (kurulmasında), ritüeller büyük paya sahiptir. Yöremizdeki insanların ortak yönü olan koç katım ritüeli, maddi ve manevi varlığın paylaşımını simgeler ve insanlar arasındaki ortaklığı pekiştirir.
Koyunların içinde tohumluk olarak ayrılan, iki yaşın üstündeki erkek koyunlara koç denir. Koçlar ağustos ayı içinde sürüden ayrılır;
|
|
Eklenme-Tarihi: 29.10.2007 Saat: 20:24 | 1370 kere okundu | (Devamı... | 6247 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Türkiye ve Avrupa Ülkelerinde Anadil Eğitimi (Makale)
|
|
Köşe Yazarımız Emekli Öğretmen İsmail Cömertoğlu’ndan Araştırma Niteliğinde bir köşe Yazısı Türkiye ve Avrupa Ülkelerinde Anadil Eğitimi
Anayasa’nın 42. maddesinin son fıkrasının birinci cümlesi, “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” diyor.
Anayasa’nın 42. maddesinin son fıkrasının birinci cümlesi, “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” diyor. 2923 sayılı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu’nun 2/a. Maddesi, “Türk vatandaşlarına anadilleri Türkçeden başka hiçbir dille okutulamaz ve öğretilemez” diyordu.
2923 sayılı yasanın 2/a maddesi 30.7.2003 tarihli ve 4963 sayılı Kanunla su şekilde değiştirilmiştir: “Eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk vatandaşlarına Türkçeden başka hiçbir dil, anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Ancak, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için
|
|
Eklenme-Tarihi: 10.10.2007 Saat: 15:57 | 957 kere okundu | (Devamı... | 27243 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: Hüseyin ALDOĞAN Araştırması Melüli ve Alevilik, Bektaşilik (1.Bölüm)
|
|
Araştırmacı Hüseyin ALDOĞAN'dan Bir Araştırma Dizisi
Melüli ve Alevilik, Bektaşilik (1.Bölüm) "Göç, onların anayurtları Orta Asya bozkırlarından zorunlu yolcuğunun başlangıcı oldu. Geçit vermeyen sarp coğrafyasıyla Kuzeydoğu Asya’da felsefe ilminin özünü aldılar. Güneydoğu Asya’da susuz, çorak ovalarda yaşam savaşlar vererek yıllarca mücadele ettiler.“Bir kısrak başı gibi uzanan” Anadolu’yu kendilerine yurt edinmek zorunda kaldılar.
Mistik felsefe anlayışının kültür vadisinde yönünü bulan erenlerin yolunda yürüyüp gelirken tarihin gerçeklerinde yazıldığı gibi yok edici tırpanlar yaşadılar. Ne var ki siyasa iktidarlar dahi bunda başarılı olamadılar. Ve onların günümüze kadar izini kaybettirmeden gelen kırık sazları ve haksızlığa başkaldıran satırları ile tarihin altın sayfalarına adlarını yazdırdılar. İşte Halac-ı Mansur, Nesimi, Pir Sultan Abdal ve niceleri ile yakın tarihimiz de 89 yaşında nasibini 12 Eylül darbesinden alan MELÜLİ (Hüseyin Karaca) Raşo ve Hatun’un altı çocuğundan birisi olarak dünyaya gelir.
Doğduğu köyün, atalarının kıtaları aşan serüvenine benzer bir serüveni vardı. Atalarının terk etmek zorunda oldukları yurtları, Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Engizek köyü, doğduğu yer ise Afşin’in (Yarpuz ) Kötüre köyü
|
|
Eklenme-Tarihi: 09.09.2007 Saat: 00:41 | 2110 kere okundu | (Devamı... | 28853 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: İÇTORASLAR’DA SİNEMİLLİ AŞİRETİ VE KOMŞULARI (3.Bölüm)
|
|
Sitemiz adını aldığı Alhas (alxas) Aşireti değil Diğer Aşiretler Hakkında da Araştırma Dizilerini Yayınlamaya Devam Ediyor! Köşe yazarımız Ahmet Dümrül’ün Derlemesi-3
Atmalı Aşireti ise Rişvan urugana (kabilesine) bağlı olduğunu kayıt ediyor. Yazar yörede ki Mustafa buyruk Can gibi kimi sözlü kaynaklara dayanarak Sinemilli Aşiretini dört kola sonrada on iki kola ayırır. Buna göre Sinemillinin dört oğlu şunlardır.
1-Haydar 2-nadar(Erzincan mama hatun civarında kalmıştır.) 3.Kalender 4-Aziz Haydar’dan gelen 1-Şehiraş Kara Şeyh anlamında sonrada Şıxraşa dönüşüyor.Bunların oturdukları köyler şunlardır. Başpınar, Musolar, Esmepur, Çamlıca, Armutlu, Haraba, Söğütlü, Topaluşağı, Şakuluşağı. Nadarlar Erzincan’da kaldıkları için bunların köyleri bilinmiyor. Kalender’in soyunda gelenler; Maksutuşağı, Kantarma (Elbistan’a) köyleri.
Aziz’de gelenler 1-Mamatlı(Bozlar) 2-Emiruşağı 3-Zeynepuşağı 4-Alibeyuşağı 5-Avanuşağı(Çiğil) 6-Fituşağı 7-Sofular 8-Pulyanlı 9-Nergele(Elbistan’a bağlı)
|
|
Eklenme-Tarihi: 04.07.2007 Saat: 12:31 | 3528 kere okundu | (Devamı... | 19755 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
Araştırma: İÇTORASLAR’DA SİNEMİLLİ AŞİRETİ VE KOMŞULARI (2.Bölüm)
|
|
Sitemiz adını aldığı Sadece Alhas (alxas) Aşireti değil Diğer Aşiretler Hakkında da Araştırma Dizilerini Yayınlamaya Devam Ediyor! Köşe yazarımız Ahmet Dümrül’ün Derlemesi: (2.Bölüm)
Resmi planda red ve inkarcı,gizli planda itirafçı ve kabulcü bir tutum izleyen Devletin Osmanlı’dan bu yana aşiretler konusunda kimi gizli raporlar hazırladığı biliniyor.
1970’li yıllarını başlarında hazırlanan bu türden bir Aşiretler raporunda diğer Kürt aşiretlerin yanı sıra Maraş bölgesinde Atmalı,Avdanlı,Celikanlı, Şığraşan, Hıdıran,Kılıçlı,Koçgiri, Mebkkanlı,Resulanlı, Sinemilli, Şadılı, Semsikan, Yelikan gibi aşiretler dilleri,inançları liderleri ve yerleşik buldukları köyleri itibariyle tanıtılırlar.
Mehmet Emin Zeki Bey Fırat nehiri ile Kızıl ırmak arasında yaşayan aşiretleri dört kümeye ayıdır ki bunlarda birini ‘Sinemilli Aşreti ve çevresindekiler olarak nitelendirir. Bu kümeye giren aşiretler şöyle sıralanır: Sinemilli-Sinemeli, Alhas, Godzur, Karahasan,
|
|
Eklenme-Tarihi: 23.05.2007 Saat: 11:38 | 3368 kere okundu | (Devamı... | 11787 byte kaldı | Puan: 0)
|
|
|
|
|
|