Anasayfa Fotoğraf Galerisi İletişim Haber/Yazı gönder Linkler Siteyi öner Reklam Görevliler/Impressum
 
Ana Menü
  Anasayfa
       Sitemizi Tanıyalım
       Haber/ Yazı gönder
       Site İçerik Arşivi
       Konular
       Köşe Yazıları
       Bi Kurdî
       Ziyaretçi Defteri
       Önce Sağlık
       Son Yenilikler
       Sorun Bildir
  Yöremizin Sesi
       Haberler
       Duyurular
       Portreler
       Röpörtaj & Söyleşi
       Köylerimiz
       Köyleri Tanıyalım
       Yemek Tariflerimiz
       Sev-Der Derneği
       Düğünlerimiz
       SEVDİLLİ Projesi

  Kültür ve Sanat
       Araştırmalar
       Gerçek Alevilik
       Özlü Sözler
       Şiirlerimiz
       Sanatçılarımız
       Öyküler

  Eğlence
       Videolar
       Fıkralar
       Müzik & Radyo
       Çocuk Oyunları

  Üye Alanı
       Şifremi unuttum
       Üye Listesi
       Üye Hesabım
       Özel Mesajlarım
       Site Messengeri

  Fotoğraf Galerisi
       Aktil
       Beştepe
       Biregani
       Deretopallı
       Kösolar
       Sevdilli Köyü
       Toprakhisar
       Yalak
       Yoğunsöğüt
       Çevre Köylerimiz

  Topluluklar
       İletişim
       Siteyi Öner

  İstatistik ve Anket
       Erişim İstatistikleri
       Site Top İçerik
       Anketler
 
Yeni Şiirler
Toplam 1126 Şiir kayıtlı

Diğer Şiirler
 
Köşe Yazarlarımız
 
FıKra ve Mizah
 
Gazeteler









Araştırma: Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (3)

Bilal ÜZÜM Araştırması Bütün Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (3)


Yok Edilme, Olmazsa Asimilasyon

Irkçıların ve dini gericilerin başarılı olmak için baş vurdukları yöntemlerden birisi, en doğruyu, en kutsalı kendilerinin temsil ettiklerini ve bu nedenle kutsal olduklarını kabul ettirmektir. Bunun için de her yol mubahtır. Barışçıl, zor ve ya her ikisi denenebilir.

 

Fakat bu kendi başına yeterli değildir. Başarı için önemli olan kendinden önce var olan ve halkın değer verdiği bilgileri yok etmektir. Ancak bilgisizliğini, o şekilde örtebilir ve cehalet üzerinde taht kurabilirler. Bilgiden, aydınlıktan söz konusu olan Anadolu ise, bu daha da gereklidir. Çünkü ilk filozof, ilk kitap yazan, ilk tarihçi, ilk tıp mucidi, ilk ozan, ilk parayı icat eden, dünyada ilk baraj kuran ve tarımın verimini artırma yolunu deneyen, ilk gönüllü birlikteliği kuran (Etiler) ve son kadın devleti (amazonlar) egemenliğinin anayurdu ve ilk kitaplık (Bergama) kitaplığı Anadolu’dadır.

Eklenme-Tarihi: 30.08.2009 Saat: 02:18 | 657 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (2)

Bilal ÜZÜM Araştırması Bütün Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (2)

 

Anadolu Alevisi Arap Alevisi Değildir

 

Anadolu nun geçmişinde tanrı doğa ayrımı pek göze çarpmaz. İkisini bir görür. Hatta daha ileri gider, insan konuşan tanrıdır der. Yalınız Anadolu da değil, eski çağda İ.Ö. üç bin yıllarında yaşadığına inanılan Hermes ( ilk kalemle yazı yazan, ilk iğne ile elbise diken) kişi unvanıyla anılır. En önemli deyimi, tanrı ölümsüz insan, insan ölümlü tanrıdır, deyimi günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca, Anadolu düşüncesine pek ters düşmeyen önermelerinin olduğu da öne sürülür.

 

Zaten bakış açısı olarak insan odaklıdır. Ne var ki, Yunan mitolojisi onu da tanrı olarak aşırmış, olyumpus tanrılarının içine katmış ve Zeus’un habercisi yapmıştır.

Eklenme-Tarihi: 30.07.2009 Saat: 16:11 | 1951 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (1)

Bilal ÜZÜM Kaleminden Bütün Zulme Karşı Direnen Anadolu Aleviliği (1)

 

Burada Aleviliğin bir inanç olduğunu tartışmak yanlış olur mu, bilmem . Sözünü ettiğimiz Anadolu Aleviliği ise, o zaman üzerinde düşünmeye değer. İsteyen inanç der, isteyen yaşam biçimi der. İsteyen kültür der. Anadolu nun 12 bin yıllık düşünce ve sanat tarihi olduğunu düşünürsek ve bu tarihe damgasını vuran Anadolu nun örf, adet ve gelenekleri ise, üzerinde düşünmeyi hak ediyor demektir.

Her şeyden önce Anadolu düşüncesi evrenseldir. Evrensel olarak ifade edilen hiçbir şeyin karşısında değil, bizzat içindedir. Bilim, sanat, kültür,  müzik, insan hak ve özgürlükleri, demokrasi, emek, kadın erkek eşitliği, ile beraber yaşayan tüm canlıların yaşatılması (çevresel yaşam) bunlar evrenseldir.

Eklenme-Tarihi: 12.07.2009 Saat: 00:12 | 762 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (5) SON BÖLÜM

Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (5) SON BÖLÜM

İki bin yıla yakın bir zamandan bu yana Anadolu’da ve Balkanlar’da aralıksız devam eden ve bir kanlı miras olarak Bizanslılar’dan, Selçuklular’a, Selçuklular’dan Osmanlılar’a ve oradan günümüz Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal eden Alevi düşmanlığı ve Alevi katliamları şöyle ve ya böyle sebeblerle sürmüştür. Alevi ocakların, dergahların ve asıl Alevi, halkın bertaraf edilmediği, Aleviden korktukları endişe ettikleri görülmüştür.

Aleviler önceleri Hıristiyanların katline uğramış, onların yerini Osmanlıler alınca, Osmanlılarca soykırıma uğramışlar. Oysaki Anadolu’ye Alevilerin yardımlariyle yerleşmişler. Kurucusu Osman Bey, Alevi Mürşidi Şeyh Edibali’nin kızını almış ve Alevilerin himayesiyle beylik kurmuş ve yine Alevilerin yardımlariyle beyliklerini genişletmişlerdir.

Sefaviler’in  Aleviler’in üzerinde sinsi faaliyetleri vardı. Şah İsmail İran’da “Buyruk” adıyla

Eklenme-Tarihi: 16.03.2009 Saat: 20:36 | 645 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (4)

Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (4)

Alevilikte, eline, beline, diline sahib olma dürtüsü, Anadolu’ya İslamlık gelmeden önce varmış. Dede, yola giren evli iki çifte uygularmış.

İlk mührü, ağzın üstüne konurmuş. Bundan sonra topluluğun sırlarını sakla. Yalan, kötü söz söyleme. İftira etme diye.
İkinci mührü talibin ellerinin üzerine koyar. Kimseyi öldürme, hiç bir canlıya zarar verme, başkasının malına izinsiz el uzatma...
Üçüncü mührü talibin belin üzerine koyar. Eşine sadık ol, yuva yıkma, harama el uzatma... Bu talip adayları halkın huzurunda söz verirler. Sonradan cana kıyan, hırsızlık eden, birden fazla kadınla evlenen, zina yapan olursa DÜŞKÜN sayılır. Affı yoktur. Yalan söyleyen, kavga eden ise MÜŞKÜL sayılır. Af yolu vardır.

Alevilik 4.yüzyıldan bu yana Luvilerin inanışıydı. ANAERKİL yaşamın Kadın Ana’lar tarafından yönetiliyordu. Küçük Dergâh-Devlet oluşumları vardı. En büyük Devletleri Danişmentlilerdi. Sonradan yıkılmış olmasına karşın Alevi ocakları yaşamlarını sürdürdü.

Eklenme-Tarihi: 01.03.2009 Saat: 19:12 | 899 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (3)

Ali ERDOĞAN Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (3)
Alevilerin Dergah-Devletçikleri (Işıklı şehirleri)

M.S. Birinci yüzyılda yaşamış Amasya’lı ünlü coğrafyacı Strabon’un gezi notlarına göre: Dergah-Devletlerin Birinci yüzyıla kadar varlıklarını ve güçlerini koruyabilmişler.

             Kapadokya Koması

Maraş – Elbitan’ın batısında, Tufanbeyli ilçesinin kuzeyinde, Şarlak köy sınırları içinde kurulmuş. Bugün harabelerı bulunan bir eski çağ şehridir.

Bu dergahta, “İereous (pir) mabedin ve hizmetlilerin ruhani başkanıdır. Ben orada konuk olduğum zaman bunların sayıları, kadın erkek karışık altı binden fazlaydı. Ayrıca mabedin geliri, Pirler tarafından kullanılan önemli bir arazisı vardı.”

Bu dergah, Maraş, Akçadağ, Elbistan, Pazarcık ve Tufanbeyli arazilerini içine alan geniş topraklarda bugün, Alevi ocak ve Aşiretlerden olan Sinemilliler, Alhaslar ve Kürecikler yaşıyor. (Strabon, Geographica X11, 2/3).

Eklenme-Tarihi: 21.02.2009 Saat: 00:46 | 740 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (2) Ali ERDOĞAN

Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (2) Ali ERDOĞAN Kaleminden

Hristiyanlardan  görülen zalimlikler:

Işık İnsanları (Aleviler), tanrıyı insanda görme, öbür dünya yalanına inanmamışlar. Sevgiyi dünyanın merkezine koymuşlar. Olgun insan olmayı amaçlamışlar. Paylaşımcı, cinsiyet arası ayrımcılığı görmeyip eşitçiliği ön pılana almışlar. Her millete kardeş gözüyle bakmışlar.

Anadolu’yu Hıristiyanlar egemenliği altına alınca, yerlı halklara, Alevi’lere baskı yapmışlar. Hıristiyanlığı kabul etmeyenlerin diz arkasındaki iki tendoru(siniri) kesiyorlarmış, belli olsun diye. Ayrıca alınlarını tilki işaretiyle dağlıyorlarmış. Çocuklarını ellerınden alınarak kiliselerde Hıristiyanlaştırıyorlarmış.

Aleviler tarih boyunca çok zalimlik gördüler. İlk defa (582-602) yıllarında Hıristiyanlar tarafında Kıbrıs’a, sonraları Sicilya’ye, Kuzey İtalya’ye sürüldüler.

Eklenme-Tarihi: 16.02.2009 Saat: 23:16 | 748 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (1)

Alevilerin kökleri ve geçirdikleri evreler (1) Ali ERDOĞAN Kaleminden

Sevgili okurlar, elime araştırmacı yazar ERDOĞAN ÇINAR’ın “ALEVİLERİN KÖKLERİ ABDAL MUSA’nın SIRLARI” adlı eseri geçti. Bu eserde öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Şayet bir hata yaparsam, sayın Çınar’ın düzelteceğini umuyorum.

Düne dek Alevilikle ilgili öğrendiklerimiz, “resmi yalanlar” olduklarını görüyoruz. Egemenlerin tarihi olduğunu, gerçekleri gözden kaçırmak için dizayn edilen gerçek dışı görüşlerdir. Burda oynanan oyun Aleviler, katillerine aşık edilmiştir.

Karlar erimeye yeni başlamışken, kuşlar ilk yumurtalarını vermeden, kuzular ana rahmine düşmeden, tohumlar toprağa karışmadan, Anadolu’da, Mezapotamya’da ve Balkanlar’da tüm Alevi köyleri doğanın uyanışı ve onbin yıldan beri sürdürdükleri Newroz bayramı ile hoşgeldin derlermiş.

Eklenme-Tarihi: 26.01.2009 Saat: 01:31 | 897 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Yazar Mehmet TEKER'den Alhas (alxas) Aşireti Üzerine

Kürt Tarihinde Alhas (Hormek) Aşireti adlı Kitap Yazarı Mehmet TEKER'den
Alhas (alxas) Aşireti hakkında Bilgi:

Öncelikle siteniz alxas.net / alhassitesi.com çalışmalarıyla ilgili gayretinize candan teşekkür ederek konuya girmek istiyorum.

 

Alhas aşireti hakkında yazmış olduğum kitabın giriş bölümünde de açıkladığım gibi bu yeni bir araştırmadır. Mutlaka eksik ve ulaşmadığımız kaynaklar olabilir, ancak benim ulaştığım kaynaklarla siteniz aracılığı ile çeşitli araştırmacı arkadaşlarımın savları arasında ufak tefek uyumsuzluklar vardır. Bunu ben bir zenginlik olarak kabul ediyorum. Örneğin Alhas''ların Berazi aşiretinden geldiği savı doğru değildir.

 

Berazi Aşireti içinde hala yaşayan Alhasların Pijan, pircan, Bican kabilesi Urfa Suruç, Birecik ve bozova da yaşayan kolları mevcuttur. Berazi aşireti vardır ama o yörede Berazi aşiretler ismi ile yaşıyan aşiretler topluluğudur. Örneğin Dünayinler gibi v.s Aslında o bölgeye berazi ismi arapça bataklık manasına kulanılmış. Bu bataklıkta çokça domuz yaşıyormuş Arapça domuza da berazi denildiği içindir ki

Eklenme-Tarihi: 10.01.2009 Saat: 00:37 | 1377 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Kurban ve Kurban yapmanın Kökeni, Adet haline gelişi

Kurban, tek tanrılı inançların dediği gibi HZ. İbrahim’in adak adayıp ilk oğlu İsmail’i tanrıya kurban etmek üzere iken tanrı tarafında bir koç gönderilip kurban geleneğini başlatması değildir. Kesin olmamakla beraber, Hz. İbrahim Babiller, ya da Asur imparatorluğu döneminde yaşadığı sanılıyor.

 

Nerden bakarsanız bakın, üç bin yıldan daha uzun bir zaman öncedir. Kaldı ki, HZ. İbrahim, tek tanrılı dinlerden önce yaşamıştı ve kurban geleneği de çok daha eskiden o döneme kalan bir mirastı. İbrahim’in dini, ne Musevilikti, ne İsevilikti, nede Müslümanlıktı. İbrahim in dini Sabilikti. Yani yıldız kültüydü. Aya, güneşe, yıldızlara tapardı. Öyleyse hz. İbrahim kimin atasıydı?

 

Museviliğin iddiası, İbrahim İsmail, ishak, Musa, ve Musa dan sonraki İsrail asıllı peygamberlerin İsa dahil, atasıdır. İbrani ve İsrail ismi İbrahim den gelmektedir. 

Eklenme-Tarihi: 14.12.2008 Saat: 16:12 | 735 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Duyarlı Dost Yılmaz Gümüş'den Gelen bir Yazı

Sizi en içten ve samimi duygularımla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum. Ben Yılmaz Gümüş (Beştepe köyündenim) Sanırım sitenin kuruluş amaçlarından biride daha fazla (alxas) alhaslı’ya ve akrabalık, dostluk ve gelenek-görenek ilişkimiz olan komşu aşiretlere ulaşıp akrabalık ve sosyal ilişkilerimizi geliştirmekti. Bu görevi layıkıyla yaptığınıza emin olabilirsiniz.

 

Benim bu sitede en çok zevk alarak yaptığım şey yapmış olduğunuz köken ve tarih araştırmalarını okumaktır. Sizlerden öğrendiğimiz o kadar çok şey var ki; onlardan biride daha fazla okuma ve Araştırma gereği duyma hissiyatımız. demek istediğim; Bu site için bizler ne yapabiliriz sorusunu bir çok insana nakzettiniz, Ben de onlardan biriyim. Bu araştırmalarım sonucu elde ettiğim bir veriyi sizinle paylaşmak istiyorum.

Eklenme-Tarihi: 27.11.2008 Saat: 00:42 | 615 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Şeyh Said İsyanın bilinmeyen yönleri

Değerli Yazarımız Ali ERDOĞAN'dan bir araştırma Şey Said İsyanın bilinmeyen yönleri!
“Ben Diyarbekir surları önünde öldüm!” Şeyh Said

Hepimizin bildiği, bu güne dek, tarihe geçen 29 Kürd isyanı olmuş. Bunlar arasında bence en önemlı olanları: Dersim, Şeyh Said ve 25 yıldır devam eden PKK ayaklanmasıdır.

Şeyh Said isyanını, okullarda bizlere, gerici bir ayaklanma olduğunu öğretmışlardı. Şeyh Said’ın tutucu bir şeyh olduğunu ve dini esaslara dayalı bir devlet kurmak istediğini beynimize yerleştirmeye çalışmışlardı. Bu olayı anlatırlarken Kürd kelimesi asla geçmiyordu. O günlerde biz Alevi’ler üzerinde istenilen etkiyi bıraktığını söyliyebilirim.

Bir Alevi dostum, Fransa’dan bana bir kitap getirdi. Kitabın ismi: “NİŞANCI”. Metin AKTAŞ kaleme almış. 448 sayfa.

Bu kitap bilgi daracığımı ters yüz etti diyebilirim. Daha önce bazı kuşkularım vardı. Ayaklanmayı yöneten Şeyh Said’i öldürtmek için, bir ALBAY ve satılmış HASAN ağa ile

Eklenme-Tarihi: 21.11.2008 Saat: 20:01 | 960 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Bölgemizde yok olan bir gelenek Dövme Kültürüne ilişkin

Bölgemizden Ninelerimizden gördüğümüz Eski bir Adet Dövme Kültürüne ilişkin

İşaretler iletişimin kıvrak dansıdır. Söz yoktur, anlam görsel olarak taşınır. Bazen bir mahkumiyeti, bazen bir asaleti, bazense aşkı anlatır. İşaret söyleyenin ne kadar üzerinde ise anlatım o kadar güçlenir. Hele beden üzerine işlenmişse sözcükler kifayetsiz kalır.

 

Dövme, işaret dilinin önemli bir parçasıdır. İlk dövme kültürünün hangi uygarlığa ait olduğunu bilmek imkânsız. Nerede insanoğlu varsa orada dövme de ortaya çıkmış. Ama Okyanusya bölgesinde yaşayan kültürlerde dövme daha bir yaygınlık gösteriyor.

 

Avrupa'da bulunan ve MÖ 3300 yılında yaşadığı sanılan Ötzi Buz Adam'ın bedeninde de dövme izlerine rastlandı. Altay Türklerine ait üç mumyada da

Eklenme-Tarihi: 18.07.2008 Saat: 00:05 | 4213 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Kahramanmaraş ve İlçelerindeki Aşiretler ve İlgili Notlar

Kahramanmaraş ilçelerindeki Aşiretler ve İlgili Notlar

Jandarma Genel Komutanlığı’nca 1970’li yıllarda hazırlanan Kürt Aşiretleri’ne ilişkin gizli raporun 60-62. Sayfalarında yer alan bu dökümün içinde yer aldığı Raporun tamamı daha sonra Kaynak Yayınları’nca 1998’de « Aşiretler Raporu » adıyla yayımlanmıştır.

 

Alhaslı:
Aşiretin (veya kabilenin) Adı: Alhaslı
Nüfusu: 3876
Dili: Kürtçe (Kırmanç)
Mezhebi: Alevi-kızılbaş

Reisi ya da ileri geleninin adı ve soyadı, varsa lakabı, genellikle oturduğu yer:

1- Oğuz Söğütlü, Elbistan İlçe Merkezi;

2- Hasan Erdoğan

3- Hüseyin Doğan, Sevdili Köyü.

Oturduğu ya da konakladığı yerler Elbistan İlçesi, Sevdili, Topallı, Gözecik, Toprakhisar, Yalakköy, Yoğunsöğüt, Yalıntaş, Beştepe ve Aksakal köyleri.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Eklenme-Tarihi: 28.06.2008 Saat: 01:51 | 3945 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: Aşk Nedir ?

Köşe Yazarımız Endar Can Kayıhan’dan güzel bir kişisel gelişim makalesi

Aşk hayatin tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette, Askı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık almaz’’âşık olmak insanın bilincini iradesini ve yargılama yetisini askıya alır kişinin. Gerçek aşkın ve sevginin derinliğini kavramak her şeyden önce kendimizi bilmekten tanımaktan geçer.

 

Sorularla varmamız lazım bu tanıma sürecine. İnsan nedir? sorusuna yada, Yaşamın amacı nedir? gibi sorulara ne kadar yanıt bulabiliriz? Yoksa canlı kalmak için mi yaşıyoruz? Gerçek aşkı ve sevgiyi bilmek anlatmak, kendimizi tanımakla eş değerdir.

Eklenme-Tarihi: 03.05.2008 Saat: 17:44 | 790 kere okundu | Devamı...
 
Araştırma: 1 Mayıs Kökeni ve Türkiyedeki 1 Mayıs Kronolojisi

1880'li yıllar, ağırlıklı olarak kol emeğinin kullanıldığı ve çalışma şartlarının çok kötü olduğu yıllardı. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırılması ve 14–15 saate kadar varan iş günleri söz konusuydu.

Şirketler eşi görülmemiş bir hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar.

1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu "8 saatlik iş günü" mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti.

Eklenme-Tarihi: 25.04.2008 Saat: 23:50 | 911 kere okundu | Devamı...
 

Sayfa 1 | sonraki Sayfa >

(Toplam 4 Sayfa bulunmaktadır)



 
Günün Sözü
 
Bölgeden Son Dakika












 
Diğer Başlıklar
 
Üye & Ziyaretçi Bilgileri
Sitenize Hoşgeldiniz
Üye Adı
Şifre
[Üye ol]
Şifremi unuttum

Üyelik:
Son Üye: sedalg
Toplam: 5661

Şu an Bağlı:
Ziyaretçi: 12
Üye: 0
Toplam: 12

Ziyaretçi Sayısı:

Dün: 432
Toplam: 1.343.692
 
En son ziyaret edenler
 Günesindogusu: 2 dakika önce
 zeynep_naz: 2 saat, 29 dakika önce
 çalışkan: 19 saat, 3 dakika önce
 NEWSTAR: 19 saat, 7 dakika önce
 Toprakhisarlı82: 21 saat, 3 dakika önce
 BELİNDA: 21 saat, 47 dakika önce
 yolaçaninş: 22 saat, 5 dakika önce
 irf4n21: 1 gün, 3 saat, 50 dakika önce
 yagmur_kabak: 1 gün, 4 saat, 52 dakika önce
 HasanCetin: 1 gün, 4 saat, 54 dakika önce
 sedalgg: 1 gün, 6 saat, 26 dakika önce
 
Anket
Sizce Avrupa ve Batı’nın toplumumuza daha çok hangi alanda etkisi oldu?

Maddi açıdan insanlara yararı daha çok oldu
Kültürümüzün yozlaşmasına neden oldu
İnsanlarımız daha çok olumlu yönlerini aldı
Gençlerimizi olumsuz yönde etkiledi



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy 1549
 
Yöremizden Videolar
Babamın Sesi - İngilizce Altyazılı Yöremiz Kürtçe
Kanlı 1 Mayıs 1977, İşçi Bayramı Belgeseli
Toprakhisar Köyü Türkan Ana Cemevi Açılış Görüntü
Basında Sev-der Sevdilli Köyü Altyapı Projesi
1978 Maraş Katliamı Unutturulanlar Belgeseli
Diğer/ Bütün Videolar

Copyright © 2005 ALXAS.NET Ekibi tarafından yapılmıştır. Tüm Hakları ALXAS.NET'e Aittir.
Web sitemizin içerik kod yazılımının bir kısmı, php-nuke gurubuna aittir (copyright © 2004 by Francisco Burzi).